Türkü Türkü Verçenik
Hazan deminin şafağında, dünyanın bu ucunda, o Dağ’ın berisinde birikip Keklik Kuytusu’na gelen canlara da eyvallah… Ala şafakta çatlayan tomurcuğa, uyuyan toprağa, çıtırdayan ota, vızıldayan böceğe, çağlayıp akan ışıklı ince suya da eyvallah… Heheeeeyy urkeklikler! Hele size hele, Eyvallah!.. Sonsuz esin kaynağım, kelimelerimin billur pınarı Yaşar’ım cânım Kemal’ime hürmetle… • İhtiyarlarla Verçenik yamacında geçirdiğimiz üç gecenin hemen ertesi sabahı uçağa binip soluğu Yalova’da almak durumunda kalmıştım. Çocukluk yurduna vardığım o günün gecesinde başlayan on iki saatlik hızlı bir şoförlükten sonra yine memlekette vermiştim soluğu. Hiç alışık olmadığım bir seyahat temposuydu. Hastane, köy ve ev arasında birkaç gün için dokunan mekikten sonra bu kez, Çamlıhemşin’de ikamet eden ahbaplarım Yasin ve Ayşe’den bir Verçenik kampı daveti geldi. 20-23 Ağustos arası üç gece dört günlük bir kaçamak olacaktı. İç Anadolu’nun bağrı Sivas’tan gelecek bir arkad...